Time Out İstanbul’un blogu. Şehir, eğlence ve kültürün takip platformu.
 
 
 

İstanbul’un çiçekleri

30 Nisan 2014 16:16'de, Şehir kategorisinde yayınlandı.

mor
Şehr-i İstanbul birçok konuda olduğu gibi yine allem etmiş, kallem etmiş, doğanın çiçeklerinden en güzellerini kendine ayırmayı bilmiş.

Binalar yükseliyor, AVM’ler genişliyor, yaşam alanının daralmasını normalleştirmiş biz zavallı İstanbullular ise bir türlü bitmeyen inşaatın tozu dumanı arasında şehrimize en yakışan mevsim olan baharın parçacıklarının peşinden koşuyoruz. Fakat İstanbul’u kendi haline bıraksanız, Doğa Ana’nın kendisine iltimas geçip en güzel çiçeklerinden birçoğunu bu şehre sunduğunu görürsünüz. Biraz Karadeniz, biraz da Akdeniz iklimi şehri olan İstanbul aslına bakarsanız ikisinden de alacağını almış; binbir renkli çiçeğe ev sahipliği yapıyor. Şehir merkezindeki ağaçlar gün be gün yerinden edilse de il sınırlarının hâlâ çok büyük bir kısmı ormanlarla kaplı. Şimdi çiçeklere en yakın olduğumuz alanların refüjler olduğunu, ormanlara anca günler öncesinden plan yapıp ve arabalara doluşup gidebildiğimizi, şehir içinde bir parkın park olarak kalmasını istedik diye verdiğimiz mücadeleyi bir süreliğine de olsa unutarak İstanbul’un bahar çiçeklerinin peşine düşüyoruz. Ne de olsa elde kalanlar bahar geldi mi bizi hâlâ mutlu etmeye yetiyor.

Erguvan

cicek1

Şair Nedim, “Bu şehr-i İstanbul ki bi mislû behadır, bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır.” dizelerini, Nisan-Mayıs aylarında Arnavutköy’den Boğaz’a ve bol erguvanlı ormanlarına bakarken yazmış desek aksini kim iddia edebilir? Kışın tamamen kuruyan erguvan dalları, havalar ısınınca henüz yaprakları bile çıkmadan patlarcasına açan pembe-mor çiçekleri ile İstanbul’a apayrı bir hava katıyor. Erguvan, Bizans’tan beri İstanbul ve de özellikle Boğaziçi ile özdeşleşmiş durumda. “Erguvanları kesinlikle şurada görmek lazım.” denebilecek kadar bu çiçeklerle özdeşleşmiş bir semt olmasa da Emirgan Korusu, Aşiyan, Vaniköy ve Boğaziçi Üniversitesi erguvan seferine çıkabileceğiniz noktalar arasında. Ama köşebaşını dönünce çat diye karşınıza çıkanları bir başka mı güzel ne?

 

Lale

lale
Fotoğraf: İbrahim Soyarslan / CC

Çiçek var, çiçek var; İstanbul kendinden bekleneni yaparak çiçeklerin en asilini almış, tacının tepesine koymuş. Son birkaç yıldır Büyükşehir Belediyesi’nin gitgide daha az eleştirilen girişimleri ile Nisan ayından itibaren şehri bir ucundan diğerine (gerçek anlamda) kaplayan laleler, İstanbul’un artık kanıksanmış bahar atraksiyonlarından biri haline geldi. Yollar, parklar, meydanlar, hatta yeri geliyor ara sokaklar bile lale ile dolup taşıyor İstanbul’da bahar aylarında. Hollandalıların vakti zamanında görüp beğendiği, “Ben bununla bir şey yaparım ki.” diyerek ülkesine götürdüğü ve o zamandan beri iki ülke arasında tatlı bir rekabetin konusu olan lale, aslında yüzyıllardır bu topraklarda vatandaşından sultanına, herkesin hayran bakışlarına maruz kalıyor. Bu asil çiçek onlarca rengi ve çeşidi ile sizi mutlaka buluyor, ancak en muhteşem gösterisini muhtemelen Emirgan Korusu’nda yapıyor.

 

Mor salkım
cicek3

Binanızdaki parmaklıkları, sokağınızdaki çiti veya mahallenizdeki metruk ahşap binayı mükemmel bir şekilde dekore eden mor salkım, aslında asalak bir bitki. Tabii ki böyle asalağa can kurban. Çok da toprak seçmeyen, soğuğa, sıcağa, yağışa, nispeten kuraklığa da dayanan bu bitki neredeyse hiç ilgi istemeden şehri sokak sokak ele geçiriyor, havalar ısınmaya başladığında da bir karış uzunluğundaki mor-eflatun çiçekleriyle İstanbul sokaklarına bambaşka bir hava katıyor. Kokusu da cabası. Hatta yeri geliyor yılda iki kez açıyor. Bir şehir bir bitkiden daha ne ister?

 

Japon kirazı

japon

Japonya’nın pembe çiçekli ünlü kiraz ağaçları, namı diğer sakura, bir süredir biz İstanbullulara hiç olmadığı kadar yakın. Muhtemelen hiçbir zaman İstanbul’un sembol bitkilerinden biri sayılmayacak olsa da, kendisini her geçen yıl biraz daha fazla gördüğümüz bir gerçek. Kendine has güzelliği ile dünyanın birçok yerinde peyzaj bitkisi olarak kullanılan Japon kirazına, İstanbul’un gerek özel, gerek Belediye denetimindeki bahçelerinde rastlamak artık zor değil. Yine de her şey yerinde güzel diyor, kendisini görmek isteyenleri bahar aylarında Baltalimanı’ndaki Japon Bahçesi’ne yönlendiriyoruz.

 

Ihlamur

ihlamurFotoğraf: Daryl Mitchell / CC

Kabul edelim ki bugün birini, bir zamanlar ıhlamurun İstanbul’un sembol ağaçlarından biri olduğuna inandırmak hayli güç. Fakat bir zamanlar ıhlamur, şehrin hem sokaklarının, hem de mesire yerlerinin en sık rastlanan ağaçlarından biriydi. Kendileri (büyük ölçüde) gitmiş, ruhları kalmış ıhlamur ağaçlarının manasızca huzur veren kokusunu, Ihlamur semtinde ve ona çıkan Ihlamurdere Caddesi’nde bir yaz akşamı yürürken duymak mümkün – fakat burada “adı üstünde” mi demeliyiz yoksa plasebo etkisinden mi bahsetmeliyiz, bilemedik. Gerçi şehrin Hidiv veya Yuşa koruları gibi ıhlamur ağaçlı bölgeleri yok değil, üstelik Belediye de son birkaç yıldır İstanbul’un bu buruk hatırasını yeniden yaşatma çabasında. Ne diyelim, İstanbul’un o mis kokulu küçük sarı yaz çiçeklerine tekrar kavuşacağı günleri iple çekiyoruz. Onur Uygun

Tags: , , , , , ,

Şunlar da ilginizi çekebilir:

Baltalimanı'ndaki Japon bahçesinin kiraz çiçeklerini kaçırmayın
Bir gece ansızın gelebiliriz
Açık yeşile açız
 
 
Time Out İstanbul’un blogu. Şehir, eğlence ve kültürün takip platformu.
Ajans Medya © 2013 Tüm hakları saklıdır.