Arama
Tüm Time Out Istanbul makalelerini, etkinliklerini, mekanlari, kategori, semt ve tarihe gore arayabilirsiniz.
Müziği sıfatlarla dar kalıba sokanlara tavsiyemiz ilaç niyetine Fairuz Derin Bulut. Grup basta Taha Rıza Özmen, elektro gitar ve elektro sazda Demir Kerem Atay, synthesizer’da Okan Yılmaz, kemanda Umut Küsen, davulda Lale Kardeş'ten oluşuyor...
İlk albüm ‘Kundante’den (2003) farklı ne var Ekim’de gelecek yeni albümde?
Kerem: Bu sefer enstrümantal parçalar yok, konsept albüm yaptık. Ali Tekin Türe’nin sözlerini yazmış olduğu parçaları cover’ladık. Kendisi 80’lerden beri arabesk parçalara söz yazıyor. Bergen, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay gibi isimlerin en meşhur şarkılarının sözleri ona ait. Bu şarkıları kendi yorumumuzla çaldık bu albümde.
Taha: İlk albüm bestelerden ibaretti, bu tamamen cover’lardan oluşuyor. Dinlemeyi sevdiğimiz şarkıları çaldık.
K: Bir de şöyle bir fark var albümde. Günümüzde çıkan diğer albümlerde de keman, klarnet gibi Doğu sazları kullanılıyor. Çalan kişiler ise piyasada bilinen, tanınmış ustalar oluyor hep. Ama yeni nesilde de çok yetenekli isimler var. Biz bu albümde genç nesilden saz çalan arkadaşlara şans verdik, isimlerini duyurmak adına. Ve en az ustaları kadar başarılı oldular.
Cover albüm yapmaktaki amaç daha geniş bir kitleye ulaşmak mı?
K: Biz zaten arabesk dinleyen insanlardık. “Ticari amaç güderek arabesk cover’lar yapalım” demedik. Lise ve ortaokul çağlarımızda Müslüm Gürses de dinledik Orhan Gencebay da. O zamanlar bu isimlerin şarkılarının sözlerine bakınca o kadar etkilenirdik ki “Bunu yazanlar nasıl bir hissiyatla yazıyor acaba?” diye düşünürdük. Yani Ali Tekin Türe ismini 15 senedir biliriz biz. Sonra şirketimiz sağolsun, buluşturdu bizi kendisiyle. İlk görüşmemizde şarkılarda anlattığı her şeyi yaşayıp yaşamadığını sordum. Bunu yıllardır merak ediyordum. “Saçmalama Kerem’ciğim, bunları yaşasam ben ölürdüm” dedi.
Peki Ayben ve Ceza gibi rap’çilerle sahne alma fikri nasıl çıktı?
K: Ayben ve Ceza da ile çok yakın arkadaşız. Onlar da Üsküdarlı, biz de.
T: Birbirimizin evlerine gelip gitmeler olur senelerdir.
K: Birlikte müzik adına bir şeyler yapmayı hep konuşurduk. Ayben de Ceza da yeniliklere çok açık insanlar. Rock’çılara düşman gibi davranan, rap’in sadece beat üzerine yapılabileceğini düşünen koyu rap’çilerden değiller. Rap’in her tür müzik üstüne gideceğini düşünüyorlar. Bu birlikteliği çok beğenenler olmasına rağmen negatif tepkiler de aldık. “Olmuş mu şimdi bu iki tarz birlikte” diyenler oldu. Ama bu şekilde rock sevmeyen birçok rap’çinin de gönlünü fethettik aslında.
Müziği sözlerle tanımlamak saçma ama sizin ‘Türkçe Psychedelic’ yaptığınızı söylüyorlar. Doğru mu bu tanım?
K: O dar bir kalıp. Müziğin adı yok ama punk, reggae, dub denilebilir bizim yaptığımıza. İnsanlar kalıplara alışmış. Rock şöyle olmalı, böyle olmalı gibi sınırları var.
T: Beğendiğimiz her tarzı kullandığımız için insanlara psychedelic gibi geliyor. Ben bir şarkı dinlerken “Buraya reggae ne kadar iyi giderdi” diye düşünüyorum. Zaten bizim konserlerde doğaçlama sırf reggea yaptığımız da oluyor. Çok seviyoruz reggae.
Albümlerin satmadığı, herkesin mp3 indirdiği bir dönemdeyiz. Yeni albüm çıkarmak riskli değil mi?
T: Albümü ticari kaygıyla değil tamamen sevgiyle yaptığımız, yıllardır dinlediğimiz şarkıları çaldığımız için hiç riskini düşünmedik.
K: Olayın manevi yönü önemli. Eski plaklarda yer almış parçalar bizim çaldıklarımız ve bu plakların bazıları bende hala var. Bu duygusal bir durum sonuçta ve parçaları internete koymak işin raconuna ters olurdu. CD şeklinde eline almak çok başka bir duygu.
Albümün hasırlık döneminde neler dinliyorsunuz? Yoksa hiç bir şey dinlenmeyen bir sessizlik mi hakim?
T: Hiçbir şey dinlemediğimiz de oluyor. Bazen sadece muhabbet ederiz, bazen de bütün gece müzik dinleriz. Ama uzun süredir çalışırken çok değişik şeyler dinledik. Bir akşam Metallica’nın eski albümlerini dinliyoruz oturup, bir akşam Santana.
K: Lee Perry dinledik. Reggae çok severiz.
Yeni besteler ne durumda?
K: Devam ediyoruz yapmaya, bir sürü yeni bestemiz var.
Sizin Fikriniz