TimeOut İstanbul | Konular | Konular | Gitsin!

Yeme&İçme Bar&Club Blog Alışveriş Çocuk Dans Film Gay&Lezbiyen Kitap Klasik Müzik
Müzeler Müzik Sanat Seyahat Spor&Sağlık Şehirde Ne Var Tiyatro İstanbul Otelleri Sex Talk

en populer 10 konu

İstanbul'un havuz ve plajları

Yüzük merasiminden düğün konseptine 'evlilik hadisesi'

En iyi sinemalar...

Şehrin en iyi yemek kursları

Kına gecesi/bekârlığa veda partisi

Konular rss

Gitsin!

Çimen Uzsoy, Seda Yılmaz

Ocak 2009

Şehirden uçup gitmesini istediğimiz ne varsa işte bu sayfalarda!

DEVAMI

Kuver
Lüks restoranlarda masada bulunan ekmek, su, peçete ve hatta masa örtüsü gibi malzemeler için fiks ücret alınmasını protesto ediyoruz. Zaten kuvere hâlâ alışamayanlar var. Hesap gelince ‘Biz kuver yemedik ki’ nidasını duyduğumuz her masaya içimizden kıs kıs gülerek baksak da kuverin gitmesini talep ediyoruz.

Minibüsler

Egzos gazı, her fırsatta öttürdükleri kornaları, yüksek devirli motorları ve balık istifi doluşmuş yolcularıyla her açıdan kirlilik teşkil eden minibüsler şehir içinde artık eskisi kadar görülmese de özellikle Anadolu yakasında yolcu, yaya ve sürücülerin hayatını zorlaştırmaya devam ediyor. Trafik kurallarına katiyen uymamaları, araçları sıkıştırıp kazaya yol açmaları, her yayaya korna çalıp önünde dururken varış noktasına ulaşımı geciktirmeleri de cabası.

Maçka’daki yol inşaatı
Aylardır Hilton’dan Taşkışla’ya kadar Maçka’yı bloke eden, bölgedeki restoranları öldürüp trafiği iyice keşmekeş hale getiren yol inşaatı bitsin artık, cinnet geçirmek üzereyiz. Dev bir şantiyede yaşamaktan, sürekli otomobil güzergâhımızı değiştirmekten, çamurlu ayakkabılardan illallah geldi.

TRT binası

Kitsch yapıları bile utandıran TRT binası, muhteşem Haliç manzarasını karşısına almış dururken içimiz sızlıyor. Binanın kırmızı, yeşil ve mavi renkleri, aynalı camlarla birleşince ‘göz kamaştırıcı’ etki daha da artıyor. Neyse ki burası Suna ve İnan Kıraç Vakfı’na ait bir kültür merkezine dönüştürülecek. Hatta kompleksin ön projesi, dünyaca ünlü mimar Frank Gehry tarafından yapıldı bile.

İstikâmet soran taksiciler
Sadece istikâmet sormakla kalmıyor tabii iş, mesafe kısaysa veya şoförün tercihine uymuyorsa cevabı vermeniz ve taksinin egzosunu yutmanız bir oluyor. Ormanlar kralı aslan misali şehirler kralı taksiciler yolcu adayından elektrik alamadığı takdirde –özellikle de yağmurlu havalarda-, onlara otostopçu muamelesi yapıp arabalarına almama özgürlüğüne sahip gibi davranıyorlar. Tabii ki değiller, şikayet ettiğiniz takdirde ceza ödüyorlar.
Taksi şikayet faksı: (0212) 283 65 46

Cep telefonunu elinden bırakmayan cip sürücüleri
Şehir içinde cip kullanmak zaten başlı başına bir madde olabilir bu bölümde; sağlı sollu park yapılmış daracık yollarda iki cip burun buruna gelince şoförlerin inadına bağlı olarak trafik epey bir düğümleniyor. Şimdi bu aklınızın bir köşesinde kalsın. Buna manevra kabiliyetini geliştirmeye ihtiyaç görmeyen kadın şöförü ekleyin ve bir de eline cep telefonu verin. Manzara gözünüzde canlandı mı?

Markiz Pasajı’ndaki Darty
Güleryüzlü, bilgili çalışanları ve kaliteli ürünleriyle teknoloji mağazası Darty’yi çok sevsek de Beyoğlu Markiz Pasajı’nın tarihi dokusuna uymayan şubesinin başka yere taşınması taraftarıyız.

Yağmurda taşan yollar, kırık taşlar
Avrupa sokaklarında yürürken oranıza buranıza su sıçramaz; yoldan geçen bir araba tarafından sırılsıklam hale gelmeniz ihtimaliyse hiç yok. İstanbul’daysa azıcık yağmur yağdığında bile küçük göletlerle karşılaşılması kaçınılmaz. İyi bir şekilde işleyen kanalizasyon sistemi sayesinde biz de çamur deryası gibi olmayan sokaklarda yürümek istiyoruz.

Abartılı ezan sesi
Bet sesli, makamsız okuyan müezzinleri duyup da ezandan soğuyanların sayısı hiç de az değil. Güzel olanı da seviyesi sonuna kadar açılmış ‘patates soğan’ anonsu kalitesinde ses veren sistemin kurbanı oluyor. Desibeli dengeli, makamı yerinde bülbül sesli müezzinler istiyoruz.

Naylon poşet
Sinemaların suarelerinde indiiPhone veya moda söz konusu olduğunda Amerika’yı, Avrupa’yı sıkı takipteyiz ama o diyarlarda bundan uzun seneler evvel terkedilen naylon market poşetleri  İstanbul’da hâlâ her alışverişte bol bol alınıyor, çöpe konmak için güzelce istifleniyor. Çevreyi kirlettiğiyle kalmıyor hem elinizde, hem de yarı şeffaf yapılarıyla çöp tenekesinde çirkin görüntü teşkil ediyor. Çözüm defalarca kullanılabilen bez torba ve pazar filelerinde.

Moda tasarımcılığına soyunan sosyetik kadınlar
Giysi ya da takı tasarlamak için kocalarının bankada yüklü bir hesabı olmasının ve baştan aşağı marka giyinmenin yeterli olduğunu düşünen sosyetik kadınlardan sıkıldık. Modayı hafife almayan ve ciddiyetle tasarım yapan isimlere ihtiyacımız var. İstanbul’un da hatırı sayılır moda şehirlerinin arasında yer almasını istiyorsak genç ve enerjik tasarımcıları moda sahnesine buyur etmeliyiz. 

Pahalı suareler
Sinemaların suarelerinde indirimli bilet olmamasının “Nasılsa talep var” dışında bir açıklaması var mı? Öğrenci kimliğiyle bile ucuza bilet alamamak ve tam bilete tabi olmak haksızlık.

Park Otel yıkıntısı

Gümüşsuyu’nda bulunan Park Otel’in yapımı imar yasasına aykırı olduğu için durdurulduğu günden beri bina, bir hilkat garibesi gibi duruyor. Boğaz vapuruna binmiş, İstanbul’un ne kadar güzel bir şehir olduğunu içimizden geçirerek yol alırken bu yapıyla karşılaşmak bizi üzüyor. Park Otel’in şehrin dokusunu bozan görüntüsünden kurtulmak gerek.

Köpek boku
Evet, hâlâ minik tüy yumağı köpekleriyle Bebek’te iki tur atarken, kaldırımın orta yerine kakasını yaptırıp da ardına bile bakmadan uzaklaşanlardan biz de uzaklaşmak istiyoruz.

YouTube yasağı
Başbakanımız ‘Ben YouTube’a giriyorum, siz de girin’ dedi. Ne hikmetse YouTube’a erişmeye çalıştığımızda sitenin mahkeme kararıyla kapalı olduğu ibaresiyle karşılaşıyoruz. İnterneti sansürlenen bir ülkenin vatandaşı olarak daha ne kadar gelişmekte olan ülke statüsünde kalacağımızı sorguluyoruz.

Bangır bangır oyun havası çalan gezi tekneleri
Boğaz kenarında bir bankta sakin sakin oturmuş, gazetenizi okurken önünüzden geçen bir tekne tarafından rahatsız edilebileceğinize bilmeyeni inandırmak zor. Turistik amaçlı Boğaz gezi teknelerinin pek çoğu yüksek sesli müzikleriyle manzarayı da asabı da bozuyor.

Menüsüz lokantalar
Özellikle balıkçılarda liste istediğiniz an yemek çeşitlerini ezberden saymaya başlıyor baş garson; fiyat bilgisi yok pek tabii. Mezeler gelen tepsiden seçiliyor, pek güzel. Hepsinin fiyatını tek tek sormaya imkân yok, sorsanız hesapta size söylenen fiyatın geleceğine dair garantiniz yok. Bu zamanda hiçbirimiz fiyatını bilmediğimiz servisi alacak kadar zengin değiliz.

Moda sahilinde yapılan otel
Sahil şeritlerindeki çok katlı yapılar, şehrin silüetini katletmek için birebir. Bu binaların yapımına neden izin verildiğiyse tamamen bir muamma. Moda sahilinde yükselen çok katlı otelin yerine küçük bir butik otel görmeyi ne kadar isterdik... 

Tabela kirliliği

Bir dönem Beyoğlu Belediyesi’nin İstiklal Caddesi’nde uyguladığı tek tip tabela zorunluluğu tüm şehre yayılmalı ve her biri bir yanındakini ezmek adına daha büyük, daha fosforlu, daha zevksiz tasarlanan tabelaların dayanılmaz karmaşasından kurtulalım bir an evvel.

Vitrinde hayvan teşhiri
Çok şekerler, her nasılsa hep uyuyorlar... Ufacık akvaryum benzeri kafeslerde birbirlerine sokulmuş hayvancıklar, kendilerini vitrinden beğenip paketlettirecek sahiplerini dükkâna çekmeye çalışıyorlar. Kimileri henüz vitrine bile konamadan yolda ölüyor. Evde hayvan beslemeye evet, ama onu katalog ya da vitrinden seçmeye hayır!

Açık alanlardaki toplu kurban kesimi
Yolunuz kazara yakınından geçerse alt benliğinizin en diplerine hapsolacak korkunç görüntü, ses ve kokulardan kaçmanız olanaksız. Kurban kesimi gözden ırak, şehir dışındaki belirli alanlara taşınmalı.

Moda iskelesindeki içki yasağı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan Beltur tarafından satın alınan mekânlar, sosyal tesis haline getirilince buralarda içki servisi yasaklanmaya başladı. Tarihi Moda İskelesi’nde denize karşı oturup rakımızı yudumlayamadıktan sonra bu şehirde yaşamanın ne anlamı kalıyor? İçki içme özgürlüğümüzü geri istiyoruz.

Selpakçı çocuklar
Çocukların iş gücü olarak görüldüğü bir ülkede yaşıyor olmanın utancını hepimiz taşıyoruz. Caddelerde kağıt mendil satmak için üzerimize yapışan çocuklara bir yandan kızarken bir yandan da onlar için üzülüyoruz. Onların sömürülüyor olmasına da, duygu sömürüsü yapmalarına da karşıyız.

Taksim Meydanı’ndaki eğreti teneke minare

İstiklal Caddesi’nde Fransız Kültür Merkezi’nin yanında ufak bir uzay mekiği gibi uzanan minarenin gözden kaçması mümkün değil. ‘Estetik harikası’ bu minare, bize kaçak yapılaşmayı çağrıştırıyor. Adeta bir gecekondunun kaçak katı kadar şekilsiz görünen minarenin gitmesi şart.

www.timeoutistanbul.com’dan gelen yorum:
“Televizyonun insanı aptallaştırdığı söylenir. Ben alışveriş merkezlerinin de bünyemizde aynı etkiyi yarattığını düşünüyorum. Suni havalandırmayla sağlanan oksijenin bize ne kadar faydalı olduğu tartışılır ki karşılıklı cam açıp çapraz hava akımı yaratarak hepimizi cereyana maruz bırakıp Quasimodo gibi dolaştıramayacaklarına göre bu yaptıkları kendi içinde gayet tutarlıdır fakat benim gözüme batmaktadır, bu nedenle öncelikle ve ivedilikle büyük büyük, hatta en büyük alışveriş merkezlerinin ortadan kaybolmasını isterim.”
Feride Dağ

Sizin Fikriniz

TOİST Yorum Girişi





  • Onay Kodu

Alternatif-İsta

03 Şubat 2009

11:35

Yazı fevkalade çarpıcı olmuş. http://www.alternatif-istanbul.net/2009/02/istanbuldan-neler-gitsin-neler-gelsin.html adresinde bu konu da bir yazı da ben yayınladım.

geri dön:
Konular > Konular

Sizin Fikriniz

Bu sayfayı:

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu?

Başkalarıyla paylaş :