Arama
Tüm Time Out Istanbul makalelerini, etkinliklerini, mekanlari, kategori, semt ve tarihe gore arayabilirsiniz.
Müzik için efsane bir şehir olan Manchester'mış Carl Cox'un da memleketi. Cihandaki en işinin ehli DJ'lerden biri olarak gösteriliyor kendisi.
DJ olmasaydın ne yapıyor olurdun?
Muhtemelen soul müzik yapıyor olurdum.
Discogs.com’a baktım ve en son bir kayıt yayınladığınızda tarih 2008’miş. 2008’den bu yana neler yaptınız? Yakın zaman için planlarınız neler?
Dünyanın pek çok yerinde bir sürü konser vermek istiyorum. Ayrıca remiksler, bir DVD, yeni şarkılar yolda.
2007’de Venezuela’da bir festivalde siz çalarken talihsiz bir olay yaşandı. Bir saldırı oldu ve birkaç insan öldü. Bu olay sizde travmatik bir etki yarattı mı? Mesela bu olay sonrasında büyük kalabalıklara çalmak konusunda tereddüt yaşadınız mı?
Aslında o performans öncesinde Güney Amerika’nın bir acayip olduğunu duymuştum ama sınırları bu kadar zorlayabileceğini tahmin etmemiştim. Bu tarz olaylar dünyanın her tarafında olabilir. Alkol ve uyuşturucu, felaketlere sebebiyet vermek için mükemmel bir kombinasyon. Dünyanın herhangi bir noktasında çalmak konusunda tereddüt etmiyorum, çünkü olan o olay sadece bir şanssızlıktı.
DJ Magazine gibi saygı duyulan basın organları tarafından dünyanın bir numaralı DJ’i seçilmek size ne hissettiriyor?
Bir medya bağımlısı değilim ben. Mesela bir kulübe gittim diyelim. Bir tarafta paparazziler, diğer tarafta ise insanlar duruyor diyelim. Ben her zaman paparazzileri es geçip direk insanlara giderim. Paparazzi dediğin adam senin hakkında iyi de yazabilir kötü de; bunu kontrol edemezsin. Ama insanlar, dinleyiciler her zaman sizin arkanızda olacak, medyanın neler yaptığı önemli değil. Beni bulunduğum konuma getiren beni dinleyen insanlar. Ben yaptığımı severek yapıyorum, zaten kendimi bildim bileli müziğin içindeyim. İnsanlara iyi vakit geçirtmek istiyorum, bu beni genç ve coşkulu kılıyor. Bu şekilde yola devam edebiliyorum, böyle mutlu oluyorum. İnsanlar ve müzik için doğru olan neyse onu yapmaya devam etmek istiyorum.
İstanbul’da gerçekleşen bir önceki performansınız sizde nasıl bir etki bırakmıştı? Ne hatırlıyorsunuz İstanbulla ilgili?
Süperdi. Yemekler, ortam, doğa… Her şey çok düzgündü.
Sizi DJ’lik için gaza getiren bir dönem, bir an hatırlıyor musunuz geçmişten?
Valla o zamanlar takıldığım insanlar şimdi 40 yaşın üzerinde ve pek dışarı çıkmıyorlar haliyle. Sanırım artık biz tacı bir sonraki jenerasyona devrettik. Benim için acid house zamanları çok önemliydi. Zorla hangarlara dalardık, Oxford’da tuvaleti olmayan çamurlu yerlerde takılırdık, polisten kaçardık… Şimdi ise klimaların, VIP servislerinin ve modern kulüplerin olduğu zamanlar. İşler aynı değil kesinlikle. Ama müziğin ruhu hâlâ yerli yerinde.
İstanbul’daki Global Gathering’de çalacak diğer isimler hakkında; örneğin James Zabiela, Mark Knight veya Sebastian Leger hakkında ne düşündüğünüzü merak ediyorum.
Mark Knight’ın çok çalıştığına eminim. Toolroom Records için gerçekten iyi işler yapıyor. James ve Sebastian’ın ise farklı bir sound anlayışı olduğunu, DJ’lik yeteneklerinin ise şahane olduğunu söyleyebilirim. Tüm bu isimler hem stüdyoda prodüksiyon anlamadın hem de set başında muazzam işler çıkarıyor.
Kulüpte çıldırdığınız bir gecenin sonunda acıktığınızda ne yemek istersiniz?
Valla bu aralar yediğime içtiğime çok dikkat ediyorum. Ama diyet yapmadığım zamanlarda favorim sebze çorbasıydı.
Bugünlerde neler dinliyorsunuz?
Swedish House Mafia, Angello & Ingrosso. Ayrıca eski Deep-Dish elemanı Sharam’ın da işlerini dinliyorum.
Sizin Fikriniz