Sanat

İstanbul'un Yaşam Rehberi

Bengü Karaduman röportajı


Kasım, 2010


Outlet'te katıldığı son grup sergisi 'Darbe'den hatırlayacağınız Bengü Karaduman şehirdeki ilk kişisel sergisi 'Burdayım'ı açıyor. Öncesinde biz de oradaydık ve yaptığımız sohbet sayesinde sanatçının çekim alanına giriverdik.

Bu, şehirdeki ilk kişisel sergin olacak. Uzun zamandır bekliyorduk bu günü. Nasıl bir süreçti seni buna hazırlayan? ‘Burdayım’da işaret ettiğin, ele aldığın meseleler neler?
Gittiğim yönü sorgularken yan yollara baktığım, önerilen yaşam biçimlerinden şüphe duyduğum, sevdiğim ve sevmediğim şeyleri tanımlamaya çalıştığım, farklı yapıda insanlarla ve işlerle etkileştiğim bir süreçti. Bir meseleyi çok yönlü ele alma yöntemi geliştirmek istedim; bunu da gerçeklik üzerinden yapıyorum. Gerçek tutulabilen, tanımlanabilen bir şey değil. Devingen ve yorumlamaya açık oluşu beni ilgilendirdi bu sergide. Sürekli değişen gerçeklik parçalarını bilinçte ve bilinçdışında işleme koymak arasında, kendimi hatırlama ve “burdayım” deme ihtiyacımı dile getiriyorum.

Gerçekliğin konstrüksiyonunu inşa ettiğin bu serginde rüya, güncel olaylar ve bakış açısı üzerinde duruyorsun. Her biriyle birbirinden ayrı odalarda, ortamlarda buluşuyoruz. Zihinde mi birleştiriyoruz parçaları? Nasıl bir bütünlüğe ulaştırıyor bu yerleştirme?
Üç ayrı odaya yayılan gerçeklik temasına ait katmanların eşzamanlılığı, yaşamımızdan da aşina olduğumuz bir durum, kendimiz için yarattığımız zihinsel, duygusal ve fiziksel alanlara bakarsak. Dolayısıyla bu düzlemlerin varlığı bütünlüğü sağlıyor.

Konstrüksiyondan koparıldığı anda gerçeklikten uzaklaştıran önemli parça ne senin için?
Sanırım inandığımız bir sistemin çöktüğünü, ya da o sistemin düşündüğümüz gibi olmadığını görmek bizi gerçeklik duygusundan uzaklaştırır. 

Ne vadediyor ‘Burdayım’ izleyicisine? Gerçekliğin bir simülasyonu mu, bir aydınlanma mı, gördükten sonra içki içme ihtiyacı uyandıran bir gerçeklik mi? ‘Sizi bir yerden tanıyorum’ hissi mi?
Benim önerdiğim gerçekliği görmenin ve ayrıştırmanın biçimleri. Neyi nasıl görmemiz gerektiği değil. Eğer belli bir şekilde görelim dersem ben de manipüle etmiş olurum. Dolayısıyla ne simülasyon ne de aydınlanma bu karşılaşacağımız durum. ‘Bir yerden tanıyorum’ hissinin yanında, ‘ilk defa karşılaşıyorum’ hissinin eşzamanlılığı.

İzleyici nerede duruyor bu projede senin için?
Bir bilginin ne kadar farklı hale gelebileceğini, ne kadar geniş bir anlam yelpazesine kavuştuğunu ve deforme olduğunu bir haberi farklı kanallarda okuyarak deneyimleyebiliyoruz. Her izleyici de kendi gerçeklik repertuarını getirecek.

Rüya hep işlediğin ve beslendiğin bir konu. Üretimlerin ya da kavramsal açıdan bu konuyla ilişkin yıllar içinde değişti mi?
İki-üç sene önce gördüğüm rüyaların yoğunluğu, bir defter alıp onları çizmeye başlamama neden oldu. Bir süre düşünmeksizin çizerek rüyalarımı not aldım. Bu süreçte rüyalarımı daha detaylı hatırlamaya başladım. Başta oldukça soyut gelen içeriklerin, biraz üzerinde düşünmeye başlayınca aslında çok net tespitler olduğunu gördüm. Rüyalarımı çizerken, bir işe dönüştürme düşüncesi yoktu ama belli bir kurgusu var rüyalarımın. O kurgusal niteliği işlerime taşıdım. Ek olarak da rüya düşünmenin başka bir yolu benim için. Bu açıdan bilinç ve bilinçdışının üretimlerimde birbirine yaklaştığını düşünüyorum. 

Siyah ve beyaz ile evreni baştan yaratabilecek kadar basite indirgenmiş bir düzlemde ip üstünde iyi dans eden bir cambazsın. Detaylar, taraflı olmak, hissiyat... Hangi eleklerden geçiyor aklında düşünceler, o konuya dair bir yaratma isteği uyandırmadan?
Kendimi soyutlayarak, kişisel olmadan, kişisel almadan bakmaya çalışmak... An itibariyle yaşadığım bir şeyi ya da üzerinde düşündüğüm bir konuyu, içinde bulunduğum o anki duygusal halden başka bir halde olsam nasıl düşünürdüm diye irdelerim. Taraf olmamaya çalışırım, taraf olmanın meseleye hizmet edip etmeyeceğini tartmaya çalışırım. Taraflandırılmak istemiyorum. Herhangi bir konunun nasıl çevresel faktörler içerisinde bulunduğunu ve nasıl etkileştiğine bakarım. Bu eleklerden geçtiğinde de genelde gerçek parçalı bir gerçek haline geldiğinden, sağduyuma başvururum.  Bir bütünlük ve her şeyin yolunda olduğu hissini yaratacak bir durum kurmaya çalışırım kendim için. Toparlamak gerekirse kendimi soyutlayarak başlayıp, sonrasında kendimi içine koymaya çalışırım konunun.

Eğitim hayatında sanatın birçok farklı alanına girmiş, çalışma hayatında değişik alanlarda dirsek çürütmüş bir emekçi, bir sanatçısın. İfaden cesur ve direkt, metodların sana özgün olsa da zaman zaman değişken. Hayranlarına, takipçilerine, taklitçilerine ne söylemek istersin?
Kendime söylediğim şeyi söylemek isterim: Kendini, kendine ait, kendi bulduğun araçlarla ifade et, kendi içini herhangi bir dışla karşılaştırmadan.

Üretiminde nedir itici kuvvet senin için?
Üretimimde istemenin ana itici güç olduğunu söyleyebilirim. Bir işi düşünmek ve üretmek arasında bir fark var. İşi ortaya çıkaran düşünce değil, bilfiil yapmaktır. Söz gümüşse, eylem altındır o anlamda benim içim. Daha somut bir açıdan bakarsam, etrafımda, bana ve içimde olan durumları ve değişimleri düşününce, bunun bir kaydını tutmuş gibi oluyorum, zaman içinde yeni işler üreterek. Her iş bittiğinde ben de bir yaşam episodumu tamamlamış oluyorum.

Şehri nasıl, nerede yaşamayı seversin?
Her gün başka bir şehre uyandığım hissini veren bildiğim tek şehir İstanbul. Ruh hali sürekli değişen canlı bir organizma gibi. Her türlü yaşam biçimiyle karşılaşabildiğim, steril olmayan ve sınırlandırılmamış olan tüm ortamlarda yaşamayı seviyorum.

‘Burdayım’
9 Kasım-18 Aralık tarihleri arasında Outlet // İhraç Fazlası Sanat’ta.
(0212) 245 55 05 Boğazkesen Caddesi Kadirler Yokuşu 69, Tophane. Pazar-pazartesi hariç 10.00-18.30 arasında açık.





TOİST Yorum Girişi



  •  


  •    

  •   Captcha


  •  
Yeme
&İçme
| Bar&Club | Müzik | Sanat | Şehirde Ne Var? | Film | Tiyatro | Alışveriş | Kitap | Gay
&Lezbiyen
| Müzeler | Seyahat | İstanbul Otelleri
TimeOut İstanbul © 2012 Tüm hakları saklıdır.