Sanat

İstanbul'un Yaşam Rehberi

35. Yılında Maçka Sanat Galerisi


Eylül, 2011
Yazar(lar): Merve Arkunlar


Çağdaş sanatta, farklı çizgideki galericilik geleneğini sandık dolusu tecrübe ve sergilerle bugüne taşıyan Rabia Çapa, alanını çağdaş küratör Nazlı Gürlek ile 35. Yıl Genç Sanatçılar Sergileri’ne açıyor. İlk sergi genç çağdaş sanatın sıkı temsilcilerinden Bengü Karaduman’ın. Üç isimle bir araya geldiğimiz bu röportaj dünü ve bugünüyle bize heyecan veren Maçka Sanat Galerisi için kadirşinas bir saygı duruşu.

Galericilikte farklı çizgisiyle tanınan Maçka Sanat Galerisi’nin kurucusu iki kardeşten biri olan Rabia  Çapa, aynı zamanda Türk çağdaş sanatının önemli tanıklarından.

 

MSG, önemli sergilerin yanı sıra bir paylaşım platformu olmasıyla da kültür-sanat adına oldukça önemli bir alandı. Yeni dönem projeleri ile galerinin bu yönünü canlandırmak sizce mümkün mü?
Rabia Çapa: Zannetmiyorum. Bir dönemi kapattık. O güzelim insanların yerine o güzellikte yenileri gelmedi. Eskiden şairi, mimarı, yazarı bir bütündü, bugünkü gibi kopuk değillerdi. Belki buna 21. asrın kabusları da sebep oluyor. ‘Akşam oraya gidersek Maçka’nın trafiğinden nasıl çıkarız’ gibi bir derdi de var insanların. 90’lı yıllara kadar bu galeride her akşam buluşurduk. Bir votka saatimiz vardı. Necati Cumalı’sı, Mengü Ertel’i, Mualla ve Rober Anhegger’i, Sabri Berkel’i, Füreya Koral’ı, Aziz Nesin’i, Adnan Çoker’i burada olurdu. Onların burada olduğunu bilen gençlik gelirdi. Konuşulanları gençler birbirlerinin tepesinden dinlerdi. Can Yücel şiirlerini  nefis okur, Mengü harika filmler anlatırdı. Müthiş kültürlü insanlardı ve konularına çok hakimlerdi. Canlı yayın bir sohbet dersi olurdu. Bu beni çok etkilemiştir.

 

Galerinin kapalı kaldığı dönemde izleyici ve basından nasıl tepkiler aldınız?
R.Ç.: 1997’de eşimi kaybettiğim zaman senenin sonuna kadar sergilerime devam ettim ama sonra bırakmak istedim. Açtığım sergilerle yaşayan bir yapım var. Kendim bu heyecana dahil olamayacak kadar kötüysem yapamam deyip kapattım. “Nasıl kapanır?” diyerek basında bir tek Necmi Sönmez itiraz etti duruma, kaleme aldığı yazısında. Demek ki kimse bu galerinin açık ya da kapalı olmasıyla ilgilenmiyordu. O zamanki moral bozukluğu ile de “açmıyorum” dedim. Tam da bu dönemde burayı çok seven ve önemseyen Fransız Kültür Merkezi’nden bir dostum beni orada bir sergi açmam için davet etti. Sanatçı giysileri koleksiyonumdan bir sergi açtım orada. Bu sergiyle birlikte bana bir Maçka Sanat CD’si yapacağını söyledi. Çok akıllıca bir teklifti bu. Arşivi dışarı çıkarmam gerekiyordu bu proje için. Arşivde yaptığım işleri görüp, sorumluluğunu aldığım sanatçılara bakınca “sen bu galeriyi kapatamazsın” dedim kendime ve yeniden açtım. Gençlerden gelen mektuplar da çok etkili oldu kararımda. Aralarında en çok yedi çocuğun yazdığı hırslı ve tutkulu mektuptan etkilendim. ‘Nasıl kapatırsınız? Biz baktığımızı görmeyi, gördüğümüzü düşünmeyi bu galeride öğrendik.’ yazıyordu. Kızmaları da iyi oldu, sebep oldu tekrardan açmama. Şimdi 35 yıldan sonra çok güzel sergiler açacağım yine.

 

Nazlı Gürlek ile nasıl tanıştınız ve birlikte çalışma kararı aldınız?
R.Ç.: 10. yıl, 20. yıl gibi kutlamalarımı daima benim dışımda birilerinin üstlenmesini istedim. Gençlerin önünün açılmasını hep çok arzuluyorum. 35. yıl sergileri için de genç sanatçıları bir araya getirecek bir isim arayışına girdim. Halil Altındere ve Azra Tüzünoğlu kanalıyla Nazlı’yla bir araya geldik.

 

35. yıl kutlamalarınızda bu sergi programı dışında da etkinlikler var mı?
R.Ç.: Daniel Buren sergisi var yine bu yıl gerçekleştireceğimiz. Yine başka mekânlarda ufak tefek sergilerim var. Sene sonunda ‘1976-2011 Sergilerin Sergisi’ diye büyük bir sergim olacak. Sponsoru Ömer Koç. Galerinin bugüne kadar yaptığı tüm sergilerden parçalar olacak.

 

Maçka Sanat Galerisi 35.Yıl Genç Sanatçılar Sergileri Küratörü Nazlı Gürlek ve sergi programındaki ilk serginin kalbi ve  aklı Bengü Karaduman huzurlarınızda.

 

MSG’de çalışmak bir küratör olarak senin için ne ifade ediyor?
Nazlı Gürlek: Kavramsal sanat Türkiye’de ilk kez bu galeride sergileniyor, bunun ticari bir galeri olduğunu düşünürseniz bu büyük risk. Sanatçıya inanmak, sanata inanmak, risk almak, yurt dışında olan eğilimlere paralel bir gelişimi burada sürdürmeye çalışmak çok önemli adımlar. Böyle bir galeri bünyesinde çalışma teklifini büyük bir sevinçle, zevkle ve heyecanla kabul ettim.

 

Haziran 2012’ye kadar sürecek projenin kavramsal bağlamı nasıl şekillendi?
N.G.: Bu bir genç ‘post-kavramsal’ sanatçılar sergi dizisi. 1974 ve sonrası doğmuş altı sanatçının MSG için tasarladıkları projeleri göstereceğiz. Eleştirel bir tutum benimseyerek, savaş, ırkçılık, iktidar düzenlerinin çarpıklıkları, cinsi ve milli kimlikler, ekonomik, siyasi ve toplumsal konuların üzerine sanatla düşünüyorlar. Bu sergide onları homojen bir tema ya da küratöryel söylem içine hapsetmemeye çalıştım. O yüzden serginin başlığı sanatçıların ilk isimlerinden oluşuyor. Sırasıyla Bengü, Burak, Volkan, Alp, Elmas, İz. Daha geniş bir bakış açısıyla bakınca bu başlığın ‘sanatçı miti’ kavramına eleştirel yaklaştığını görebilirsiniz. Sanatçı figürü etrafında -özellikle de çağdaş sanat tarihinde- oluşmuş bir mit vardır ve 20. yy sanatçısı sürekli bu miti yıkar, sanatçıyla yaşamın iç içe geçmişliğini vurgular, üstüne toplum ve kültür endüstrisi kurumları tarafından giydirilen bu hapsedici olabilecek kimliği bozar. Bugün İstanbul'un genişleyen sanat ortamı içinde, sanatçının rolü ve pozisyonu üstüne düşünmenin acil olduğuna inanıyorum.

 

Bengü, ilk kişisel sergin ‘Burdayım’da rüya üzerine bir kurgu ve geçiş yapabildiğimiz odalar vardı. Burada da bu oda kullanımını görü- yoruz. Sergiyi nasıl oluşturdun?
Bengü Karaduman: Mekân kendi başına çok ilginç ve de baskın, alışageldiğimiz bir mimarisi ve çerçevesi yok. O yüzden burayla bir bağlantım, temasım olmalı diye düşünerek bir gün galeriye gelip ön tarafta, 45 dakika bir sandalyede oturup etrafı dinledim. O esnada inşaatın sesi kulağımda, sokaktan tekno müzik çalan araba geçiyor, birileri bağırıyor... Bu bölümün bende stres yaratan bir özelliği olduğunu farkettim. Yaşadığımız gerçekliğin bir parçasını bulmuştum bu ön bölümde. Arka tarafa geçtiğimde ise bölüm bana rengiyle, biçimiyle bir Mısır mezarını anımsattı. Huzurluydu. Dışarıdaki durum ile denge kurma ihtiyacının bir karşılığı oldu bu benim için. Gerçek hayatta da kurmamız gereken bir denge bu ve bunu hatırlatmak istedim. Tecavüze uğruyoruz çünkü hayatın stresi içinde bütün bu meseleler yüzünden. Burada bulunurken gelişti iş. Önceki sergiyle de tabii bir bağlantısı var. Tümüne de baktığımda bir hikâye oluşuyor gibi geliyor bana.

 

Bu bahsettiğin hikâyenin bu sergide hangi başlıklarına yöneliyoruz? Bu sergi için ürettiğin yeni çalışmalarından biraz bahseder misin?
B.K.: Girişteki bölüm benim için dışarısı. Bu nedenle bu bölümü bizi çevreleyen gerçek olaylarla ilişkilendirdiğim iki adet enstalasyona ayırdım. Bunlardan birinde güncel olaylarla ilgili farklı noktalara değini- yorum. Örümcek ağı üzerine bir projeksiyon ile görseller yansıtıyorum. Televizyon dizilerinden kadın vurulma sahneleri, bir gemi dolusu mülteci, sanat ile uğraşan galericisinden sanatçısına, sanat eleştirmeninden yazarlara herkese ithafen cambazlar var bu görseller arasında. Hareketin iletimini ön plana çıkaran bir obje olarak Newton’un sarkacı var. Olumsuzluğa daha fazla olumsuzluk akıyor ve hepimiz kayıtsız olsak da sorumluyuz bunlardan. Bu sarkaç da bir nevi bu durumun temsili gibi. Bölümdeki ikinci bir iş, gövdesi demirden, bacakları animasyon olan bir örümcek video-heykeli. Arka taraf ise bu bölüm ile tezat oluşturuyor. Doğanın iyileştirici bir etkisi olduğuna inanıyorum. Her ne kadar gerçek doğayla ciddi bir ilişkimiz olamasa da bu alanın burada bir huzur alanı yaratmasını istedim. Bu bölümde 66 adet çini mürekkebi çizimden oluşan bir ağaç animasyonu yer alıyor.

 

Proje sanatçıların, yapısı ve geçmişiyle güncel sanat tarihinde önemli yeri olan bu mekân ile bağ kurmasını sağlıyor. Bu bağın sanatçı ve mekân adına ileriye dönük bir miras niteliğinde olduğunu söylenebilir mi?
N.G.: Bu altı sanatçının altısı da mekânla ve mekânın birbirinden farklı açılarıyla ilgileniyor. Mimari özellikler, iç içe odalardan oluşması, arşivi, galerinin etrafında oluşmuş sosyal ağ bu başlıklardan birkaçı. Türkiye’de belgeleme, arşivleme özellikle de sanatta çok eksik. Bu anlamda buradaki arşiv gerçekten çok önemli. Sanatçılar çok ilginç projeler ve fikirlerle ortaya çıktı. Her iş buraya özel olarak tasarlandı. Mekân hem çok çarpıcı hem de kısıtlayıcı olmasıyla yaratıcılığı tetikliyor. Sergi sonunda çok farklı yönleriyle çekiştirilmiş olacak. Öngöremediğimiz çok başka yerlere gidecek.

 

MSG’de bir gelenek haline gelen galerinin entelektüel paylaşım alanı olarak kullanımını da canlandırmayı düşünüyor musunuz?
N.G.: Her sergiyle birlikte sanatçının istediği doğrultuda şekillenen bir konuşma etkinliğimiz var. Sergi açılışından sonraki ilk salı gerçekleşiyor bu konuşmalar. Bengü’nün sergisinin konuşması, sergi örümcek figürü etrafında şekillendiği için, örümceğin tarihsel, mitolojik ve kültürel anlamda tüm bu anlamlarını açıyor. 20 Eylül’de başlıyoruz bu konuşmalara. Ayrıntılı bilgi saati ve detayları web sitesinde duyuracağız. Bu geleneği bu şekilde sürdürmeye çalışacağız.Bunun dışında, yine kavramsal sanata odaklanarak, izleyiciye gösterilmemiş, öğretilmemiş olan neleri iletebiliriz sorularının cevaplarına yoğunlaştığımız etkinliklerimiz de var gündemimizde. Kesinleşen ilk etkinliğimiz için Liza Béar geliyor. 80 yaşına merdiven dayamış Amerikalı bir sanatçı. Willoughby Sharp ile birlikte 1970’lerde altı sene boyunca sanatçıların çıkardığı ve sanatçılara yer veren Avalanche adında kavramsal sanat üzerine bir dergi çıkarttılar. Kavramsal sanatın daha tanımlanmadığı bir dönemden bahsediyoruz. Bengü’nün sergisinin ardından, büyük bir ihtimalle 27 Ekim’-de Avalanche ile ilgili bir konuşma- sunum düzenleyeceğiz. Joseph Beuys’dan ‘a Wiener’a önemli kavramsal sanatçıların işlerini gösterecek. Küçük bir sergi de yapacağız.

 

‘Bengü’
13 Eylül-25 Ekim tarihleri arasında Maçka Sanat Galerisi’nde. (0212) 240 80 23 Eytam Caddesi 31A, Maçka. Pazar, pazartesi hariç her gün 13.00-19.00 arasında açık.

 

MSG’nin tarihi ve sandığından mihenk taşı sergiler
Maçka Sanat Galerisi’nin kurucuları iki kız kardeş Rabia Çapa ve Varlık Sadıkoğlu. 1976'da kurulan galeri Mehmet Konuralp’ın imzasını taşıyan mimarisi, Prof. Şazi Şairel’in aydınlatma tekniği ve Mengü Ertel’in grafik tasarımı ile bugün bile çok özgün. Maçka Sanat’ta bugüne kadar 114 kişisel ve 34’ün üzerinde grup sergisi düzenlendi. Açılış sergisi Cihat Burak, Nedim Günsür, Neşet Günal, Nuri İyem ve Turgut Zaim'in çalışmalarının yer aldığı ‘Beş Gerçekçi Türk Ressamı’ adlı karma sergiydi. MSG’nin sanat alanında üretimlerini sürdürebilmiş isimler arasında Kuzgun Acar, Sabri Berkel ve Mübin Orhun gibi birbirinden farklı üslup ve tarzlarda, ortak özelliği sanata eleştirel ve sorgulamacı bir tavırla yaklaşan sanatçılar var. 1970'li yıllarda yine bir ilki gerçekleştirerek MSG izleyici ve sanatçıyı alanında buluşturuyor. Konuşmalar, toplantı ve söyleşiler düzenliyor. 1970-1990 Alaattin Aksoy, Neşe Erdok, Utku Varlık, Mehmet Güleryüz, Adnan Çoker, Komet, Ömer Uluç, Aydın Ülken, Adnan Varınca, Fuat Acaroğlu, Koray Ariş, Mustafa Ata, Özer Kabaş, Balkan Naci İslimyeli, Kadir Can ve Seyhun Topuz ilk sergileriyle bu mekânda görünürlük kazandı ve tanındı. 1984 Adnan Çoker'in ‘Soyut Sanat, Yeni Figüratif Resim ve Kavramsal Sanat’ başlıkları altında düzenlediği karma sergi Türk kavramsal sanatı için oldukça önemli bir sergi. Bu başlık altında kavramsal çalışmalar yapan işler ilk defa gösterildi. 1986 Sarkis'in ‘Çaylak Sokak’ sergisi. Yine bir kavramsal sanat çıkartması.  Bu tarihten itibaren galeri tamamen kavramsal sanata yöneliyor ve bu başlık altında Türk çağdaş sanat tarihinde kendine sıkı bir yer ediniyor. 1987 Füsun Onur'un ‘İmin İmi’ sergisi, sanatçının özgün dilinin oluştuğu ilk sergi. 1989 Ayşe Erkmen mekân ve mimari özellikleri üzerine sergiler geliştirmeye burada açtığı ‘Burası Orası’ isimli sergisiyle başladı. 1993 1. ve 3. İstanbul Bienalleri’ne katılan, uluslararası sanat sahnesinin önemli ismi Daniel Buren bir sergi açtı. (35. Yıl sergileri kapsamında bu sezonda da bir sergisi gerçekleşecek mekânda.)





TOİST Yorum Girişi



  •  


  •    

  •   Captcha


  •  
Yeme
&İçme
| Bar&Club | Müzik | Sanat | Şehirde Ne Var? | Film | Tiyatro | Alışveriş | Kitap | Gay
&Lezbiyen
| Müzeler | Seyahat | İstanbul Otelleri
TimeOut İstanbul © 2012 Tüm hakları saklıdır.